Tepenin Ardı


Emin Alper‘in “Mektup” ve “Rıfat” gibi kısa filmlerin ardından ilk uzun metraj deneyimi olan “Tepenin Ardı“, uluslararası yolculuğuna Berlin Film Festivali ile başlayıp Caligari ve Özel Mansiyon ödüllerini, 31. İstanbul Film Festivali‘nde de Altın Lale’yi alarak dikkatleri üzerine çekti. Ruhu şad olsun Seyfi Teoman ile başladıkları sinema serüveninde yakalamış olduğu bu kayda değer başarı; Türk sineması adına özellikle Nuri Bilge Ceylan‘ın Cannes başarılarından sonra umut verici gelişmelerden biri oldu. Kendine ve dünya görüşüne has bir üslup yaratıp, neredeyse kusursuza yakın yazdığı senaryonun geri bildirimi olarak Tepenin Ardı‘nın bu etkileyiciliği bir bakıma sürpriz de olmuyordu.

Safi Anadolu topraklarının sessiz dağ eteklerinde izole bir hayat süren Faik‘in, oğlu ve iki torununun kendisini ziyarete gelmesiyle vuku bulan hikaye; iki aile üzerinden insanın kendine düşman yaratma, öteki yapma ve bir şeylerden öteki çıkarma dezenformasyonunu “orada bir şey var” ve “onlar” algısıyla seyirciye yansıtıyor. Hiç görmediği ve tarlasında zarar verecek şekilde keçi otlattıklarına inandığı yörüklere karşı yardımcısı Mehmet ile intikam alma amacıyla küçük çaplı bir savaş başlatan Faik, “tüm olanların karşılığında, tüm olanların diyeti” diye nitelendirdiği ve “onlar“dan çaldığı “günah” keçisi ile filmin temelinde yatan ve tüm hikâyeye bir bakıma yön veren alegorinin ilk fitilini ateşliyor.

Filmin ilk yarısında Emin Alper’in ustalık kokan manevralarıyla tüm karakterleri ve her eylemlerini sessiz nüanslarla izliyoruz. Faik’in paranoya ve ön yargılarla dolu ruh halinin sonuçlarına bir çok açıdan şahit olmamız ve yan karakterlerin de hikâyeleriyle altı dolan film, an be an gizemini muhafaza ediyor. Ancak Acid western filmlerinde görebileceğimiz Vahşi Batı’nın mitleştirilmiş yaşam tarzının, şiddete meyyali ön yargıdan ve linç kültüründen beslenme geleneğinden oluşan insan motifine –özellikle erkek- sirayet edişi; aslında Emin Alper‘in bu hikaye özelinde yansıtmak istediği yegane durum olan; Türkiye’nin uzun yıllar öncesinden gelen ve halen mevcut bir şekilde süren Kürt sorununun politik bir yansıması olarak göze çarpıyor.

İkinci yarısıyla birlikte, ilk bölümde ucu gösterilen her konu ve karakter eylemlerinin tek tek demistifikasyonunu sağlayan film, git gide artan gerilimini dengelemekte sıkıntı çekmiyor. Aksine budakikalarda oyunculukların harika oluşu ve rahatsız edici atmosferin hikayeyi spektaküler biçimderesmediş şekli, filmi; belli bir noktadan sonra bir kademe daha yüceltiyor diyebiliriz. Askerliğindebaşından geçmiş olan bir takım olayların etkisini sivil yaşamında halüsinasyon şeklinde gören büyükoğul Zafer‘in trajik şekildeki ölümü; filmin başındaki “günah keçisi” metaforuna ve direkt olarak Faik’in “intikam” menşeili ruh haline atıfta bulunarak finale giden yolda filmin etkileyiciliğini tavan yaptırıyor. Estragon‘un Vladimir‘e “Gidiyor muyuz?” deyip “Evet!” cevabını alması (Godot’yu Beklerken) ilebirlikte belirginleşen o durgunluk halinin, cenaze başındaki epik konuşmasıyla Faik‘te belirmesi ise;hem tepenin ardındaki o “belirsiz” dünyaya verilen bir selam niteliğinde, hem de Emin Alper‘in kendisinin de ifade ettiği biçimde 19. yy romanlarından etkilenme biçimini gözler önüne seriyordu.

Psikolojik bir korku, bir gizem ve bir kuşaklararası aile dramı olmasının yanı sıra, atıl olan ve ataletiçinde yüzen insan varoluşunun tahmin edilebilir niceliksel bir nesne haline geldiği toplumlardasüregelen ve sürmeye devam edeceği belli olan, aynı zamanda bir o kadar da batıl normlara nederece inanılabileceğini ve insanın “dış” ile “öteki” kavramlarını kendi ham yaşayış felsefesine nedenli entegre edebileceğini kültürel ve toplumsal alegorik zeminiyle destekleyen Tepenin Ardı; gerçekten ama gerçekten değerli bir film. Avrupa Sineması’nda yükselen bir değer olan Türkiye Sineması’na yaratıcı, özgün ve politize bir bakış getirdiği konusunda hem fikir olduğum Emin Alper‘in sonraki yapıtlarını merakla beklemek elzem oldu.

Rahat uyu Seyfi Teoman…

15 Ara 2012 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: