Hîrtia va fi albastrã


Yön: Radu Muntean
Oyn: Paul Ipate, Adu Carauleanu, Dragos Bucur

Kuşkusuz Romen Sineması‘nın uluslararası sinema arenasında bu denli dikkate değer dereceye geleceğini 10 yıl önce kestirmek güçtü. Bunda komünist rejimle büyümüş genç yönetmenlerin minimalist tarzı ve Romanya’nın uzun yıllar içinde bulunduğu tarihsel koşulların bu tarz ekseninde beyaz perdeye anlamlı bir şekilde yansıtılması bir hayli etkili oldu. İşte bu Çavuşeşku‘nun totaliter rejiminin yıkılmasıyla beraber 90′ların sonlarına doğru çıka gelen ve Cristi Puiu, Corneliu Porumboiu, Cristian MungiuRadu Muntean gibi isimlerin başını çektiği Yeni Dalga Romen Sineması‘nın diktatorya altında özgürlük ve devrimden sonra temalı bir diğer film de Hîrtia va fi albastrã.

Gerçek olaylardan esinlenerek aktarılan filmde; rejim henüz sona ermişken 22 Aralık’ı 23 Aralık’a (1989) bağlayan gece Bükreş sokaklarında devriye gezen Teğmen Neagu önderliğindeki 4 asker vasıtasıyla, alelade peyda olan o kaotik ortam traji-komik olarak yansıtılıyor. Devrim yanlısı toy askerCosti, kendisi gibi düşünen birçok sivil gibi sokaklara dönüp davası uğruna mücadele etmek istemektedir. Bu uğurda arkadaşları ve komutanına rest çekip “terörist” olarak nitelendirdikleri hükümet güçlerine karşı ulusal televizyon istasyonunu savunmaya gitmek için yola çıkar. Komutan ve diğer askerler ise gece boyunca Costi‘yi arayıp geri çevirme derdindedirler.

Mao’nun “Devrim, bir şiddet eylemidir.” sözüne binaen filmin başından sonuna dek şahit olduğumuz çatışma sahneleri ardında hikaye; Costi’nin önce asker, sonra devrim yanlısı – “terörist” – devrim yanlısı arasında gidip gelmesini çok iyi resmederek halkın o kasvetli ortamda kendi kendini ne derece manipüle edebileceğini ortaya koyuyor. Öyle ki kimin kim için savaştığı, kimin kiminle omuz omuza olduğu ve kimin “terörist” kiminse “özgürlükten yana” olduğu gerçeği yanlış anlamalar silsilesiyle devam ediyor. Bu noktada yönetmenin, loş ışıklar ve aşırı koyu renk kullanımının karakterlere olan etkisi; o dönemde halkın yaşadığı kafa karışıklığı ve iç çatışmaları birebir yansıtmada öncül bir etken oluyor. Tüm bunlar olurken, Radu Muntean‘ın sahne aralarına serpiştirdiği canlı yayın arşiv görüntüleri rejim ve rejim sonrası durumu tüm çıplaklığıyla meydana koyarken halkın ve hükümetin gözünden bu olayların ne kadar da farklı ve medyatik olabileceği savını ortaya koyuyor.

Yaşanan gelişmeler bir şekilde çözümlenmeye doğru giderken aksine Muntean, gidişatı daha filmin başında verdiği çarpıcı monologa bağlayarak aslında her şeyin, devrimin bile fitili ateşlenecek bir “parola” ile süregeleceğini ve değişen durumun zannedildiği kadar parlak olmayacağını; görüntüde rejimden sonra özgürlüklerinin tadını çıkarmaya çalışan iki askerin keyiflerinin trajik şekilde son bulmasıyla anlatırken, arka planda ise Romanya’nın rejimden sonra AB’ye katılım ve kapitalizmin neferi bir ülke haline gelmesine gönderme yapıyor. Rejimden kaçan Romanya halkı, kapitalizmin “kurşununa” denk geliyor ve her zaman olduğu gibi devrim, önce kendi çocuklarını yiyor..

10 Ağu 2012 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: