Atlıkarınca



Atlıkarınca; İlksen Başarır ve Mert Fırat ikilisinin farkındalık başlığı altında Başka Dilde Aşk‘tan sonra sinemamıza kattığı ender cesur yapımlardan. Antalya Altın Portakal Film Festivali‘nde tıpkı Başka Dilde Aşk gibi senaryo ödülüne layık görülen film, başrollerde Mert Fırat, Nergis Öztürk ve Zeynep Oral‘ı ağırlıyor.

Şiir yazmayı, oğluna Edip ismini verecek kadar çok seven, çocuklarına komşulardan gelen yemekleri yedirmeyecek kadar  titiz, masasına ve kitaplarına kimseyi dokundurtmayacak kadar da düzene ehemmiyet veren otoriter bir baba. Erdem. Virtue, virtus, vir.. İyi ahlak, doğruluk. Eril, müzekker. Eski Türkçe’de er, erkek! Tdk’ya göre; insanın ruhsal olgunluğu.Televizyonda sunucunun bahsettiği şekliyle olgunluk dönemini tamamlayamamış bir şair o. Egemen bir baba figürü..

Anne Sevil. Aile olabilmenin peşinde. Sessiz, sakin, tek istediği huzur. Alttan alan, çoğu zaman susan, vefakar ve bir o kadar da sevgi dolu. Büyük çocuk Edip. Ters olan birşeyler var onda. Ayrıksı ve kenarda duran yapısı tedirgin ettiriyor. Küçük çocuk Sevgi. Annesine benziyor. Lunaparka gitmek istiyor, atlıkarıncaya bayılıyor. Ataerkil bir düzen. Görünürde herşey normal. Anne ve babanın ne iş yaptığını bilmiyoruz. Hikaye nerde cereyan ediyor onu da. Zaman da belli değil. Anneanne felç geçirene dek böyle monoton ama huzurlu görünümde süregiden hayat. Ve İstanbul.. Herşey için, aile için değişimin başlangıcı.

İstanbul veyahut başka bir yer. Çok önemli değil. Çünkü ensest, çünkü pedofili her yerde. Her zamanda. Her sosyal şartta, her düzende. Yönetmen İlksen Başarır, statik bir kontrast ile bu değişimin başlangıcına kadar mekansızlığı ve zamansızlığı çok iyi işleyerek, filmin bu evresinden sonra seyirciye empoze edeceği çıkarımlar için hikayenin gelişimine müthiş bir zemin hazırlıyor. Zamansızlık ve mekansızlığa eklediği metaforların ilk fitili de ilk bölümde ateşleniyor. Edip’in sessiz ve sakin oluşuyla beraber, baba karakterinin sevişme sonrası içtiği buzlu su, Edip‘in Sevgi‘nin yatağının yanında kıvrılıp uyuması, oyuncak atlıkarıncanın parçalanışı, yolda çarptıkları köpeği defnediş şekli vs.

İkinci bölümle birlikte hikaye, boğazımıza düğümleniyor adeta. Düğümlenmekle kalmıyor gark oluyor. Belirsizlikler gün ışığına çıkıyor, rahatsız edicilik “görünmeyen” haliyle bile tavan yapıyor. Her gün gazetelerin 3.sayfalarında görüp de okumaya yanaşmadığımız bir olayın yansıması, o haberleri okumaya meylettirmediğimiz gözlerimiz önünde bazen aralık bir banyo kapısının, bazen de oda kapısının buğulu camları ardında vûku buluyor.

Kanımız donuyor. Yıllardır konuşamadıklarımız, hasır altı ettiklerimiz küçük Sevgi‘nin gözünden, Erdem‘in arzuları kisvesinde damarlarımıza dek işliyor. “Sevgi paramparça” oluyor. Tüm bu yaşananlara tanık olan ise anneanne. Felçli, konuşamayan anneanne. Anneanne, biz, tam olarak bu olayları görmezden gelenler. Vicdan, vicdanımız. Sevgi‘nin anneannesine ara ara okuduğu roman ise yine biz farkında olmayanlara, farkında olmamız için iletilen haberler gibi.

Sevgi‘nin değişimi ve kahroluşu ekrana yansıdıkça, Edip‘in de sırrı çözülüyor. Erdem, o buzlu suyu tekrar içiyor. O banyo kapısı kapanmıyor. Sevgi, vicdanımıza, bize, yani konuşamayan anneannesine iki roman cümlesinin devamı olarak isyan ediyor. Anne duyuyor, ama susuyor, konduramıyor, susuyor. Nefret ediyor ama susuyor. Erdem için tüm seksist çağrışımlar çeşitli görüntülerle yerini bulurken, şairlik için olgunluk dönemini tamamlayamamışken o da kendine bunu konduramıyor. Kendine konduramadığı ama bastıramadığı, bastırmadığı gerçekleri topladığı şiir Sevgi’nin nefretinin dışa vurumu olarak hayal edip kalem soktuğu elden çıkan “Atlıkarınca” iken, dağıttığı, mahvettiği o orta sınıf ailesinin tek mutlu anı da “atlıkarınca” önünde çektirdiği resim oluyor.

Erdem, ölüyor. Nasıl? Anne dayanamıyor çünkü. Artık susamıyor. Edip, arkadaşı Tayfun ile beraber geliyor. Nefretinin dışa vurumu olarak hayal edip “kapattığı” gözlerin, sonsuza dek kapandığına şahit olmak üzere.. Tayfun, Edip‘in belli ki en yakın arkadaşı. Ama neden beraber geldikleri muamma? Onlar da birer çiftler belki, Edip‘in üzerinden atamadığı şokun devamı olarak. Bu sefer Sevgi, Edip‘in yatağının dibinde kıvrılıyor. Erdem, bulunmaktan en nefret ettiği yere gömülüyor. Acıların üstü toprakla kapanıyor. Erdem, dağıttığı ailesine kendi mezarının başında bakıyor. Erdem, ölüyor. İsmiyle müstesna yaptığı erkeksi davranışlar, yine ismiyle müstesna olan iyi ahlak ve hikmeti de yanına alıp derine gidiyor..

Uzun zamandır bu kadar etkileyici ve cesur bir yapım izlememek bünyeye fazla geliyor. Filmdeki tüm kareler, bir şekilde zihinde kalıyor ve zamanla herşey yerine oturuyor. Acıtıyor, bunaltıyor, can sıkıyor. Atlıkarınca; bunların hepsini, merkezine aldığı ensest ve pedofili kavramlarının eşliğinde üstelik tüm bu eylemleri “göstermeden” yapıyor. Ve inanılmalı ki tüm bu durumlar, söz konusu eylemler gösterilmeden ancak ve ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Filmin “yaptıklarınız unutulur, hissettirdikleriniz asla” mottosu da tam olarak düşüncelerimize ve vicdanımıza işleniyor.

Farkındalık çerçevesinde çektiği ikinci filminin altından bu denli başarılı bir şekilde çıkması İlksen Başarır‘ı çok farklı bir yere koyuyor. Mert Fırat ile senaryoda çok iyi bir ikili oldukları da aşikar. Nergis Öztürk üstüne koyarak gittiği oyunculuk kariyerine bir nişan daha eklerken, Zeynep Oral yaşına rağmen o psikolojiyi gayet orantılı bir şekilde hissettiriyor. Atlıkarınca; hissettirdiklerini asla unutturmuyor, unutturmayacak da..

04 Nis 2011 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: