R


R; daha önce Submarino‘nun senaristliğini yapmış olan Tobias Lindhom ve birkaç belgeselde yönetmenlik yapan Michael Noer ikilisinin ilk uzun metraj film projesi. Başrollerde ise Johan Philip Asbæk, ilk oyunculuk deneyimi ile Dulfi Al-Jabouri ve yine ilk oyunculuk deneyimi ile Roland Møller yer alıyor. Film; yarı belgesel yarı kurmaca bir çalışma olsa da anlatılan olayların büyük bir çoğunluğu gerçek hadiselerden aktarım olarak göze çarpıyor. İki başrol oyuncusunun dışındaki oyuncuların da bir şekilde hapishane ile haşır neşir olmuşluğu var.

Film; Rune‘nin (Johan Philip Asbæk) hapishaneye adım atmasıyla başlıyor. Hapishaneye neden girdiği hakkında bir fikir verilmeyişi film için daha ilk dakikalarda gizemi de beraberinde götürüyor. Daha sonra -doğru ya da yanlış bilinmiyor- öğrendiğimiz üzere Rune, bir bıçaklama yüzünden hapishaneye girmiş gözüküyor. Hapishanede yeni olması sebebiyle tüm gözlerin onun üzerinde olması Rune için tehlike oluşturmaya başlar. Rune bu tehlikeleri hapishane arkadaşlarının söylediklerini harfiyen yapmakla bir nebze de olsun savuşturur. Fakat daha sonra yaşanan gelişmeler Rune için tehlikeli sulara dalmak demek oluyor.

Katlar arası uyuşturucu alış verişi için hapishane kıdemlilerine yardım etmeye başlayan Rune; bu iş için kendisi gibi çaylak olan Rachid (Dulfi Al-Jabouri) ile yola koyulur. Bu noktadan sonra hikaye yavaş yavaş Rachid‘in etrafında dönmeye başlar. Genel manasıyla Rune ve Rachid‘in başından geçen olaylara ve hapishane koşullarına odaklanan film alt metnine ırkçılık ve statükoya karşı debelenen yaşamların hayatta kalma mücadelesini alarak benzerlerinde farklı olma yolunda adım atıyor. Mahkumların hapishaneye neden girdikleriyle ilgilenmeyen film, daha çok sistemin mahkumları etkileyen yanlarıyla ve mahkumların mahkum olma evresinde benlik olarak ne kaybedip kazandıklarıyla haşır neşir oluyor.

Filmin if istanbul 2011 kapsamında gerçekleştirilen gösteriminden sonra soruları cevaplayan iki başrol oyuncusu Roland Moller ve Dulfi Al-Jabouri da tam olarak bu noktaya değinerek; filmde yansıtmak istediklerini toplum ve sistem eleştirisinin mahkumla olan ilişkisi minvalinde değerlendirip ortaya koymaya çalıştıklarını söylediler.Filmde gördüğümüz çarpıcı sahnelerin biri hariç hepsinin gerçek mekanlarında gerçekleştirilmiş olması bir yana, filmdeki çoğu oyuncunun hapishane geçmişinin olması filme atmosfer kullanımında gerçekçilik manasında pozitif bir etki yaratıyor. Aynı etkiyi geçtiğimiz yıl izlediğimiz bir diğer hapishane filmi olarak Celda 211‘de görmek mümkün.

Celda 211‘in gerçekçi atmosferi,sistem eleştirisi ve hümanist dokundurmaları daha sert iken, hikaye örgüsü ve gelişimiyle Un Prophete‘ye oldukça benzeyen ve bu yüzden o film ile karşılaştırılması da hayli normal olan R, bu konuda daha çok ses ve ışık kullanımında başarılı oluyor. İskandinav yönetmenlerin ışık kullanımı konusundaki hassasiyeti bilinen bir gerçek iken böyle bir filmden teknik konuda beklenen çoğu şeyi fazlasıyla alabilmek mümkün.

Benzerleri arasında farklı bir yere oturmayı amaçlayan R, iki yönetmenin de ilk deneyimi için oldukça iyi sayılır. Cesur ve etkileyici sahne çekimleriyle beraber ışık ve ses kullanımının hayli iyi olması da cabası. Aynı zamanda İskandinav topraklarındaki insan haklarının ne denli iyi olduğu aşikar bir gelişme iken, bu konuda değindiği noktalar ve saf anlatımıyla görülmesi gereken bir yapım olarak zihinlerimizde yer ediyor..

03 Mar 2011 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: