De Helaasheid Der Dingen


Geçtiğimiz sene !f Istanbul semalarında Altın Lale ödülünü alan De Helaasheid Der Dingen‘i festivalde kaçırmıştım. Yazılanlara göre alkış tufanına maruz kalan film için zamanında izleyememenin pişmanlığını duymak kaçınılmaz bir gerçek. Belçika orjinli film, bizim onu beklediğimiz sıralarda Cannes’dan da ödülle dönerek rüştünü ispatladı.

De Helaasheid Der Dingen; Belçika’nın Reetveerdegem kasabasında yaşayan Strobbe familyasının tüm çarpıcılığıyla yaşam tarzına ve hayatta tutunabilme uğraşına ailenin en küçük üyesi Gunther‘in gözüyle eğlenceli ve bir o kadar da gerçekçi bakış açısıyla ışık tutuyor. Her biri alkolik ve çokça rahat olan 4 kardeşin arasında sıkışıp kalmış bir çocuk ve oğullarını tüm aykırı ve iğrenç davranışlarına rağmen koruyup kollayan, arkalarını toplayan bir büyük anne.

Bir tutunabilme öyküsü olarak film; Gunther‘in 13 ila 27 yaşları arasında flashbackler ile desteklenen derin ve içten bir öyküsü. Ne tamamen bir komedi ne de tamamen bir dram. Ama kesinlikle üstüne düşündürecek, bazen kötü hissettirecek ve belki de zaman zaman tıpkı aile üyeleri gibi hayata ve zorluklarına küfrettirecek bir yapım. Öyle ki film iki türün de çizgisine tamamen oturmuyor. Zorlama sahnelerin baş gösterdiği anlar olmasına rağmen hemen araya giren sempatik sahneler filmi sıkıcı kılmayan, yormayan ve eğlendiren bir yapıya sevk ediyor.

Önümüzde bir Ex Drummer örneği varken, son yıllarda görücüye çıkan Belçika menşeine sahip filmler izlemek biraz cesaret isteyen türden davranış. Olabildiğine sert bir mizaca sahip olan bu tür filmler; anlatmak istediğini biraz da grotesk çizgiye kayarak anlatıyor, sahneler bazen çekilmez hal alıyor ve sonucunda izleyici; filmden ne koparabildiğini zor sorgulayabiliyor. Fakat, De Helaasheid Der Dingen; görünenin aksine tüm bu normal üstü öğeleri aynı anda aktarmasına rağmen hiç de aşırıya kaçmadan tamamen reel bir paydada buluşturuyor. Karakterlerin iyi çizilmiş olması filmin diğer artı yönlerinden.

Voksne Mennesker‘den bu yana derdini böyle tatlı ve hüzünlü bir şekilde anlatan film izlemek çok keyifliydi. Böyle filmlerin en güzel yanı; aynı anda kötü hissettirecek öğeleri enjekte ederken aynı anda eğlendirebilmesi. Gerçek hayatta yanından bile geçmeyeceğiniz hatta iğrentiyle bakacağınız tiplerin yaşamlarına çıplak gözle baktığınızda sempati duyabiliyorsunuz. Ve bunu başarabilmesi, De Helaasheid Der Dingen’i komple bir film yapıyor.

 

25 Eki 2010 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 2 Yorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: