Winter’s Bone


Sundance 2010‘un En İyi Filmi, ayrıyetten Berlin ödüllü Winter’s Bone kendini merak ettiren filmlerdendi. Bağımsız sinemanın bir ürünü olmasının dışında yine Amerikan bağımsız sinemasının gitgide birbirini tekrar eden filmlerine nazire edercesine çıkış yapışı kayda değer bir gelişme. Yönetmen Debra Granik ikinci uzun metrajında yine Anne Rossellini ile çalışıp Winter’s Bone‘u ortaya çıkardı. Başrolde ise Jennifer Lawrence var.

Daha 17 yaşında ve katatonik bir anne ile ikisi de 10 yaşından küçük iki kardeşine bakmak yükümlülüğünü ıssız Ozark Dağlarının uç bucaklarında üstlenen Ree, metamfatamin yetiştiren babasının şartlı tahliye parasını ödememesi sonucu evlerine gelecek hacizi ortadan kaldırmak için babasını bulup mahkemeye çıkarmak zorunda kalır. Yoksulluğun son raddelerine kadar gelmiş yaşamları günlük ihtiyaçlarına bile yansımıştır. Fakat ortada ne babası vardır, ne de durumu düzeltecek bir alternatif yol. Ree, tüm bu hengamede hem ailesini korumak hem de gururunu yitirmeme mücadelesi verir.

Çok basit bir olayın perdeye yansıması gibi gözüken Winter’s Bone; yavaş temposuna rağmen barındırdığı gizemi son saniyesine kadar koruyan saf anlatımlı bir mizaca sahip suç draması. Dakikalar ilerledikçe karakter üzerinden gerçeküstü bir perçinleme ile ilerleyen film, kasvetli atmosferiyle, tekinsiz ortamıyla lanse etmek istediği hissiyatı seyirciye hiç bir yönüyle groteskliğe kaçmadan sunuyor. Zaman zaman Mystic River izlermiş hissi verip Frozen River‘a kayan anlatımı çok yönlülüğüne işaret. Sonlarına doğru Goodbye Solo‘nun izlediğimde bana tokat vuran sahnesini değişik bir anlatımla ve mizansen ile çok da tahmin etmesem de tekrar yaşatıyor.

Filmin tam ortasında epizodik bir yapıya sahip olduğunu alelade belli eden film, Ree karakterini önce babasının varlığını ispat etmeye zorlamışken tam da bu anda ölü olduğunu ispat ettirmeye zorluyor. Ki bu filmi en güçlü kılan yanı. Nitekim Jennifer Lawrence, müthiş performansıyla adeta rolünü yaşıyor. Ree karakterini çok iyi bir şekilde karakterize ederek, filmin gidişatını da iyi yönde etkiliyor. Çaresizliği, yoksulluğu ve en önemli nokta olarak gururu her sahnede resmedebilmeyi başarıyor. Lawrence dışındaki karakterler de tam olarak gerçek hayattaki kimlikleri birebir yansıtıyor.

Herkesin sevemeyeceği, herkese hitap etmeyen bir film Winter’s Bone. Yavaş ilerleyen yapısına rağmen küçük ölçekli ama yadsınamaz bir başyapıt.

24 Eki 2010 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 2 Yorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: