Micmacs A-Tire Larigot


Çoğu sanat eserinde isimlerin önemi eserlerden önce gelir. Duyduğumuzda içeriğini merak etmeyiz bile.  Film olsun, şarkı sözü olsun veyahut kadraja alınmış bir fotoğraf olsun durum aynıdır. Jean-Pierre Jeunet de tıpkı böyle bir isim. İsminin geçtiği herşey takip edenlerini heyecanlandırır. Micmacs için de tam olarak 5 sene beklemiştik. Üstelik Delicatessen & Amelie karması tanımlamalarla lanse edilmesi de heyecanlanmanın üstüne cabasıydı.

Delicatessen, Amelie, Alien, A Very Long Engagement derken bu dahinin masalsı sinemasının yeni ürünü zevkimize sunuldu. Sunuldu kelimesi pek değerli dağıtımcılarımızın filmi vizyona sokmaya değer bulmamasından ötürü her ne kadar ironik anlamda tavan yapan bir kelime olsa da her ne şekilde olursa olsun izlemeye memnun kalacağımız aşikardı. Elbette izlediğimize memnunuz, fakat 5 yıllık bir sürenin yarattığı beklentinin karşılığını bulabildik mi orası malum.

Öyle ki bunda bağımsız ve yaratıcı bu yönetmenlerin Hollywood ile münasebet yaşamaları/yaşamak zorunda kalmaları çok etkili. Daha önce 2 Hollywood projesini reddeden Jean Pierre-Jeunet, olanaklar yüzünden bu furyaya katılan çok değerli isimlerden sadece bir tanesi. Buna Inhale ile Baltasar Kormakur, Good Heart ile Dagur Kari ve Roman Polanski de dahil. Hal böyleyken Hollywood pazarına bulaşmak birçok zorunluluğu ve kısıtlamaları da beraberinde götürüyor. Micmacs için de “Delicatessen & Amelie” tanımalamasının yapılıp bunu pazarlama malzemesi haline getirmek tam da bu kapsamın bir saçmalığı.

Beklenti – Karşılık paraleli ve tanımlamaların eşiğinde Micmacs, Jean-Pierre Jeunet‘in aykırı ama bir o kadar muhteşem sinema çizgisinde Delicatessen ve Amelie gibi yapımların ardından ivme kaybeden bir film görüntüsünden çok da kurtulamıyor. Nitekim, Delicatessen‘in karanlık ve tedirgin atmosferini eğlenceye uyarlayıp, Amelie‘nin masalsı duygusallığını araya serpiştirmeyi filmin backgroundu olarak belirlemeye çalışan Jean-Pierre Jeunet, bunu pek de başaramamış. Hatta Amelie’nin duygusal kurgusundan esinti olduğunu söylemek hata olur.

Bunun yanında yönetmenin bundan önceki filmlerinden aşina olduğumuz o karakter yaratımındaki muhteşem başarısı Micmacs‘da da tavan yapmış durumda.  Absürdlüklerle süslü senaryonun ve görüntülerin mükemmele yakın düzenlenmesi ise zaten beklentiler dahilinde olan güzellikler. Farklı olarak alt metine şöyle dokundurulup bırakılmış hissiyatı veren “sosyal yergi” göndermeleri zayıf kalsa da birşeyler söyleme ve düşündürme yolunda hatrı sayılır nüanslar idi.

Son bakışta Micmacs, asla ve asla izlendiği için pişman olunmayacak cinsten bir film. Keyifli vakit geçirmenin garantisi verilir. Hala hayran olunacak derecede ayrıntılar mevcut. Fakat bu beklenti kavramı irdelenecek bir durum. Delicatessen ve Amelie dayatmalarına kulak asmadan, tamamen bağımsız düşüncelerle iyi hissettirecek ve hatta sık sık gülümsettirecek bir yapım olarak Micmacs, ortalamaların üstünde bir film.

20 Eki 2010 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: