Filmekimi’nde ne izlenir?


Her sene Sonbahar’a sinemayla dopdolu bir şekilde girmemizi sağlayan Filmekimi’nin bu seneki programı da dün akşam itibariyle açıklandı. Cannes, Berlin, Venedik, Toronto ve Sundance gibi kalburüstü festivallerden ünlü yönetmenlerin ses getirmiş filmlerinden oluşan bir seçkiyi vizyondan önce görmek her sene büyük bir şans oluyor bizler için. Bu sene 5’i gala olmak üzere 31 film izleyicilerle buluşacak. Biz de bu 31 filmden kendimizce izlenebilirliği yüksek bir liste yapalım dedik :}

İlk sırayı The Town‘a ayırıyorum. Oscarlı oyuncu Ben Affleck‘in Gone Baby Gone‘dan sonraki ikinci yönetmenlik deneyimi olan The Town bu hafta Amerika’da vizyona sıkı bir giriş yaptı. Toronta Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan filmin başrollerinde yönetmen koltuğuna da oturan Ben Affleck, Rebecca Hall ve Mad Men’in Don Draper’i John Hamm yer alıyor. Affleck, bu kara filmde tıpkı babası gibi hırsızlığı kariyere çeviren Doug MacRay’i canlandırıyor. Doug ve ekibinin banka soygununda üzerlerine kimse yoktur; hem acımasız hem de dikkatlidirler. Soydukları son bankanın müdiresiyle aynı mahallede oturduklarını öğrendikten sonra kaçınılmaz olan gerçekleşir ve Doug, kadına âşık olur. Claire, onun soyguncu olduğundan şüphelenmezken Doug’ın kardeşi kadar yakın suç ortağı Jem, kuşku içindedir. Doug, iki taraftan birine ihanet etmeden bir seçim yapamayacaktır.

Somewhere ile devam edelim. Ünlü Amerikalı yönetmen Francis Ford Coppola‘nın kızı Sofia Coppola‘nın üçüncü filmi olan Somewhere, Eylül ayında Venedik Film Festivali’nde büyük ödül Altın Aslan’ı kazandı. Coppola’nın çocukluk anılarından esinlendiği filmin başrolünde Blade filminin kötü vampiri Stephen Dorff yer alıyor. Filmde Dorff’un canlandırdığı, kızlar, alkol, arabalar ve hayranlarıyla gününü gün eden Hollywood yıldızı Johnnie Marco’nun yaşamı, on bir yaşındaki kızı Cleo’nun beklenmedik ziyaretiyle alt üst oluyor ve Johnnie ayaklarını yere basmak zorunda kalıyor. Amerika’dan önce Filmekimi’nde gösterilecek olan filmin hem senaryosunu yazan hem de yöneten Sofia Coppola, 2004’te Lost in Translation / Bir Konuşabilse ile En İyi Senaryo Oscar’ını kazanmıştı.

Bu sene Cannes’da Altın Palmiye kazanan Loong Boonmee raleuk chat ise programın en dikkat çekici filmleri arasında yer alıyor. Tayland’lı yönetmen Apichatpong Weerasethakul‘un bu fantastik filminden başta Tim Burton olmak üzere çeşitli çevrelerce övgüyle bahsedildi. “Büyüyle örülmüş bir şaheser” sözleriyle övülen Loong Boonmee raleuk chat, metafizik konuların yanı sıra ilkel inançlara ve yeniden doğuşa göndermeler yapsa da aslında şefkat hakkında. Altın Palmiye’yi kazanan bu ilk Tayland filmi, jüri başkanı Tim Burton‘a göre “güzel, tuhaf bir rüya gibi”…

Tartışmasız usta yönetmenlerden Abbas Kiarostami‘nin yazıp yönettiği son filmi Certified Copy de programın dikkat çekenlerinden. Usta yönetmen başrolünde Juliette Binoche‘yi oynattığı filminde, Toskana’da aşk üzerine deneysel betimlemeler yapıyor. Herhangi bir zaman, herhangi bir yerde, herhangi birinin başına gelebilecek bir öykü ile karşımıza çıkacak olan film için Juliette Binoche‘un Cannes’da aldığı En İyi Kadın Oyuncu ödülü de referans durumunda.

No Man’s Land‘in Bosnalı yönetmeni Danis Tanovic‘in son filmi Cirkus Columbia da izlenebilirliği yüksek filmler arasında gözüküyor. Dünya prömiyeri Eylül ayında Toronto Film Festivali’nde yapılan Cirkus Columbia, Balkanlar’da yeni bir dönemin başladığı günlerde geçen, romantik olduğu kadar trajik bir aşk öyküsü anlatıyor. Usta oyuncu Miki Manojlovic‘in başrolünde olduğu film, yükselen Doğu Avrupa Sineması’nın son dönem iyi örneklerinden biri hüviyetinde.

Bu sene programda en sevindiğim film olarak Inhale yer alıyor. Festivallerin gedikli yönetmeni pek sevdiğimiz nev-i şahsına munhasır ismi Baltasar Kormakur‘un son filmi Inhale, yönetmenin ülkesi dışında çektiği ilk, İngilizce çektiği ikinci film. (Yine izlanda topraklarında çekmiş olsaydı daha bi’ memnun olurduk.) Inhale; ender görülen bir hastalığa yakalanan kızları Chloe’yi kurtarmak için çabalayan Los Angeles Bölge Savcısı Paul Chaney ve karısı Diane’in soluksuz izlenen öyküsünü anlatıyor.

Two Soldiers isimli kısa filmiyle Oscar kazanan yönetmen Aaron Schneider‘in son filmi Get Low, öne çıkarmak istediğim son film. Bir Amerikan halk masalının kahramanı olan Felix “Bush”un gerçek yaşam öyküsünden esinlenen film, daha şimdiden önümüzdeki sezonun Oscar için yarışacak filmleri arasında gösteriliyor. Histerik bir dram filmi olarak göze çarpan Get Low, Bill Murray ve Robert Duvall gibi usta oyuncuları da başrolünde barındırıyor.

Zamanı olan için tüm program izlenmeye kesinlikle değecek filmlerle dolu. Diğer filmlerin bilgilerine şurdan, gösterim çizelgesine ise şurdan ulaşabilirsiniz. İyi seyirler :)

22 Eyl 2010 tarihinde Etkinlik içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 4 Yorum.

  1. teşekkürler güzel makale.filmekimini başarılarının devamını diliyoruz

  2. Ben teşekkür ederim, iyi seyirler :)

  3. Listeden 3 filmi (Certified Copy, Cirkus Columbia ve Loong Boonmee raleuk chat ) ortak seçmişiz, sevindim. iyi seyirler herkese.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: