Blinkende Lygter


Tamam, Andres Thomas Jensen bir dahidir. Fakat bunu elini ettığı tüm işlerde istikrarla sürdürünce insan “şimdi bizim gördüğümüz zilyon tane senarist / yönetmen ne iş yapar?” demekten kendini alamıyor. Yönetmenliğini yaptığı üç kısa ile de Oscar’a aday oldu ve Valgaften ile muradına erdi. Blinkende Lygter ise ilk uzun metraj yönetimi. Başrollerde Nikolaj Lee Kaas, Ulrich Thomsen, Mads Mikkelsen ve Soren Pilmark yer alıyor.

Torkild‘in başını çektiği 4 kişilik küçük ama düşündükleri büyük olan çete, mafya babasına karşı yapmak zorunda oldukları bir iş için bir evin kasasını soyarlar. Çalmaya geldikleri zarfın haricinde 4 milyon kronun da kasada olması onları Barcelona’ya kaçmaya teşvik eder. Planları, yolda arıza yapan araç ile bozulur ve bu onların hayatında bir dönüm noktası olacaktır. Yıkı dökük bir eve sığınan dörtlü, çevredeki avcıların dikkatini çekince orada kalmak için zıpırca ve bir o kadar da alelade şekilde restoran açma fikriyle olaylara şekil verir.

Lanse edilmek istenen düşünceler bazen bir şiir dizesinden, bazen de sarhoş bir doktorun bira ile ilgili fikrinden yola çıkılarak sunulurken filmin belki de en dikkat çekici ve tatlı yanı ise dörtlünün çocukluklarına dair anılarının flashback ile gösterimiydi. Ek olarak birbirinden ilginç ve orjinal şekilde yaratılan karakterler filmin senaryosuyla beraber takdire şayan diğer yan. Andres Thomas Jensen‘in senaryo yazımındaki izlediği yolun önce karakterden geçtiği apaçık belli. Bunu, pek sevdiğimiz Onur Ünlü de yapıyor. Önce karakter yaratımı, sonra olayların şekillendirilmesi.. Bu dahiyane yöntemin başarılı olması durumunda işte ortaya böyle şukela filmler çıkıyor. Ve görüyoruz ki Blinkende Lygter, yönetmenin bundan sonraki filmlerine zemin hazırlıyor.

İskandinav sinemasını ve özellikle iskandinav kara komedilerini izlemek çok büyük bir zevk. Dakikalarca gülünebilecek kalburüstü enteresanlıkta sahnelerin yanı sıra, sersemletici derecede derinden enjekte edilen hüzün apayrı bir tat. Andres Thomas Jensen ise sinemayı sevdirecek cinsten bir adam. 38 yaşında ve gerek yazdığı gerekse yönettiği filmleri gördükten sonra özenmemek, hayran olmamak elde değil. Bir sonraki iskandinav tatlısında görüşmek üzere.

12 Eyl 2010 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: