Linha De Passe


Walter Salles, kuşkusuz kendi tarzıyla ve filmografisiyle heyecanlandıran bir isim. Central Do Brasil ile tanınmaya başlayıp, Abril Despedaçado ve Che’nin hayatının bir kesimini ele aldığı Diarios de Motocicleta ile tavan yapan Brezilyalı’nın son cilvesi Linha De Passe. Nuri Bilge Ceylan‘ın Üç Maymun ile En İyi Yönetmen ödülünü aldığı Cannes 2008’de Golden Palm‘e aday olup En İyi Aktris ödülüyle dönen bir yapım. Başrollerde ödülü kucaklayan Sandra Corveloni‘nin yanı sıra João Baldasserini, Vinícius De Oliveira, José Geraldo Rodrigues, Kaique Jesus Santos rol alıyor.

Brezilya’nın varoşları. Sao Paolo. Ve doğal olarak kol gezen bir tutku ; futbol. Corinthians mia vida, Corinthians mia historia, Corinthians mia amor! sesleri eşliğinde kameralar Corinthians‘ın küme düşmeme için oynadığı maçta. Tribünlerde bir anne. Sonradan öğreneceğimiz üzere 5. çocuğuna hamile. Yoksulluğun kol gezdiği hayatında belki de bağlandığı tek tutku olarak futbolun eşiğinde sürdürmeye çalıştığı, son derece alçak beklentilere sahip olduğu ve 4 ayına tanıklık ettiğimiz bir yaşam mücadelesi. Denis, Dario, Dinho ve Reginaldo adında 4 çocuk. Kuryelik yaparak kendi ayaklarının üstünde tutunmaya çalışan Denis, Brezilyalı her gencin hayali ve sınıf atlama umudu olan futbolla yatıp kalkan ve tek derdi kendini kanıtlamak olan Dario, inanç keşmekeşinde iniş çıkışlar yaşayıp dürüst biri olmaya çalışan Dinho ve küçükken “büyüyünce ne olmak istiyorsun?” sorusuna astronot diyebilecek kadar enteresan ve hayalperest olan çocuklar gibi çok farklı şekilde otobüs ve şöförlüğüne hayran olan Reginaldo.. Babaları konusunda herşey halının altına süpürülen tozlar kadar muamma. Öte yandan hayalleri, olmak istedikleri ve beklentileri konusunda her biri için kendi sosyal şartlarında birer Alice kadar şanslı olmak zorundalar.

Futbolun fena halde hayata benzediğini Erkan abinin psikolojisiyle Dar Alanda Kısa Paslaşmalar‘da gördüğümüzde fena halde sersemlemiştik. Beklentiler, hayaller, yollanmayı bekleyen mektup misali söylenemeyişler, ayakta kalma çabası ve 90+3’de yenilen gol misali düş kırıklıkları.. Linha De Passe, tam olarak böyle bir film dersem, hiç de yanlış olmaz. Zaten gerçeklikle birebir düzeyde olan mekanlar ve son derece iyi ve doğal oyunculuklar film için artı noktalar iken, bir de buna anlatılmak istenen atmosferin çok başarılı şekilde aktarılması filmi alıp götürüyor. Hayalleriyle ayakta kalmaya çalışan ailenin zorlukları ve sıkıntıları gerek mimiklerle gerekse  olayların gelişimiyle öyle güzel yansıtılmış ki filmi izlerken oyuncuyla oyuncu olmak, onlarla beraber üzülüp, onlarla beraber sıkılmak kaçınılmaz oluyor. Keza Dario o frikiği atınca sevinip, Reginaldo otobüsü kaçırıp tek hayalini gerçekleştirince “yürü be oğlum” demekte de aynı şekilde.

Evet, hayat fena halde futbola benzer ve maç da 90 dakikadır. Umudu yitirmemek, hayallerden kopmamak gerek. İyi bir insan olmanın sıradışı olduğu yaşamlarda, sosyal yetersizliklere, sınıf çatışmalarına ve toplumda görünülmemeye küfretmek kaçınılmazdırın yanı sıra çokca mesajı bünyesinde barındıran film, izlenildiği için asla pişman olunmayacak cinsten.

08 Eyl 2010 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 1 Yorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: