I Kina spiser de hunde


Yönetmenliğini Lasse Spang Olsenin, senaryosunu ise Anders Thomas Jensen‘in yazdığı film ’99 Danimarka yapımı. Başrollerinde Terrible Happy‘den Kim Bodnia, Klopka‘dan Dejan Cukic ve birçok iskandinav filminde (Kaerlighed Pa Film, Adam’s Apples, De Gronne Slagtere..)  tercih edilen yüz olan Nikolaj Lee Kaas yer alıyor.

Banka memuru olan Arvid, naif ve saf görünümlü biridir. Bir gün bankayı soymaya gelen hırsızın kafasına hiç beklenmedik şekilde raketle vurur ve herkesçe kahraman ilan edilir. Bu olaydan sonra hayatı tamamen bambaşka bir hal alan Arvid, yıllardır görmediği kardeşi Harald‘dan vicdanı sorgulamasını rahata kavuşturmak için yardım ister. Bu yardım tamamen uçuk tekliflerden oluşur. Banka soyma, hapishaneden adam kaçırma gibi.. Harald ise bir restoran sahibidir. Martin, Peter ve Vuk yanında çalışan elemanlardır. Tüm bu plan ve olaylar gelişiminde onların da yardımı gereklidir.

– artık hiçbir şey anlamıyorum.
– hayır, hiç anlamadın zaten. anlayacak ne var ki? doğru ya da yanlış diye bir şey yoktur.buna kendin karar verirsin. çin’de olsan hiç kimsenin umurunda olmadan koca bir köpeği yiyebilirsin. tek yapman gereken kabul edilemez olanı bulmak ve sonra da o şeyi yapmamaktır.
– buna inanıyor olamazsın?
– evet, inanıyorum.

Adam’s Apples‘ın kara mizah türüne damga vururcasına başarısına ondan önce gelen bu filmleri izledikten sonra artık şaşırmamak mümkün. Keza senaryonun Anders Thomas Jensen‘in elinden çıkıyor olması önceki referansları itibariyle heyecan verici birşey. Tabii ki Avrupa filmlerinin özellikle de iskandinav filmlerinin karakter yaratma ve göstermedeki artı başarısı senaryonun hayli başarılı oluşunu destekliyor. Tamamen şaşırtıcı ve kestirilemeyen şekilde ilerleyen film, her ne kadar merkezine tuhaflıklarla örtülü olay örgüsünü alsa da hümanist mesajlar vermekten çekinmeyen yapısıyla da dikkat çekiyor.

Zaman zaman mizahi öğeler tavana vuruyor ki bu sahnelerde gülmemek namümkün. Buna ek olarak herkesin film izleme kriterlerinde hemen hemen başlarda gelen “sıkıcı olup olmaması” mevzusu, filmin eğlenceli yapısının arasında eriyip gidiyor ve “ne zaman bitecek” sorularını kendinize sormaya mahal vermiyor. Kara mizahı Coen Kardeşler‘de seven ve bu türe aşina olanlar için leziz bir yapım. Kaldı ki Andres Thomas Jensen ve belli başlı bazı kuzey avrupalı yönetmenler bu türün üstüne bir hayli düşmekte ve başarılı işler çıkartmakta.  Gamle mænd i nye biler adıyla ikincisi de çekilen filmi izlemek için hayli neden olduğu kanısındayım.

Ne demiştik? gökyüzü vardır, iskandinav sineması güzeldir.

17 Ağu 2010 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 1 Yorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: