Postia Pappi Jaakobille (Letters To Father Jaakob)


Yönetmen : Klaus Härö
Oyuncular : Kaarina Hazard , Heikki Nousiainen, Jukka Keinonen

Postia Pappi Jaakobille (Letters To Father Jaakob), düşük bütçeli bir film olmasının yanında TV için planlanmış fakat yönetmen tarafından sinemaya uyarlanmış. Ankara Film Festivali‘nde gösterilmiş olmasının yanında bir Fin filmi olması da dikkatimi çekmeye yetti açıkcası.

Filmin oldukça basit bir konusu var. Görme yetisini gün geçtikçe kaybeden bir peder Jakob’un kendisine gelen mektupları okuması için yardıma ihtiyacı vardır. Kendisine yardımcı olarak da, onun da isteği üzerine, ömür boyu hapse mahkum olmuş ama bu görevi yerine getirmek üzere henüz affedilen, aksi mi aksi bir kadın olan Leila gönderilir. Leila her ne kadar aksi ise Peder Jakob ise o kadar nur yüzlü görünümündedir. Peder Jakob artık dünyevi işlerin aksine öbür dünya ile bağıntılı bir kişidir. Öyle ki ülkenin her tarafından ona dertlerin yazılıp duaların istendiği mektuplar gelmektedir. Leila başlarda bu işi mecburiyetten ötürü yapma eğiliminde gözüküyordur..

Eski bir mahkum, soğuk kanlı bir katil, üzgün yaşantısında ilk defa öfkesinin yerine özgürlüğü koyma ve Tanrı’nın yolunda yürüme şansını yakaladığını hisseden Leila, gerek ortamdan gerekse Peder Jakob‘dan etkilenerek gün geçtikçe değişmektedir. Her insanın içindeki o iyilik emsali kişiliğin nasıl su yüzüne çıktığını Leila karakterinin davranışlarında görebiliyoruz. Aynı zamanda Peder Jakob‘da ise evliyavari bir izlenimi görmek de kaçınılmaz oluyor. Faakt tüm bu öteki dünya meselelerinin din ile çokca alet edilmeden yapılmış olması artı yön olarak göze çarpıyor.

Oyunculuk ve sinematografi namına müthiş şeylerin olduğunu açıkca belirtmek gerekiyor. Gerek gerek sıkan sahnelerin arasında “çıkart duvarına as” tarzında müthiş HD görüntülerin bolca oluşu gözleri bayram ettirirken, yine ara ara giren Haydn, Chapin, Offenbach ve Beethoven‘a ait piano soloları ise kulaklarımızı şenlendiriyor. Bu güzel nüansların yanında filmin çok kısa (72 dakika) oluşu kesinlikle en büyük handikap. Durum böyleyken müthiş bir kısa film olabilecek senaryo, uzun metraja kelepçelendirilerek kesinlikle kesik yiyor. Bu haliyle bir televizyon draması bölümüyle eşdeğer uzunlukta oluyor. Her ne kadar senaryo HD görüntüler ve insani hislerin dışavurum sahneleriyle desteklense de bir Cumartesi dizisi izliyormuş hissini üzerlerden atamıyor. Film, hoş bir mizaca sahip olmasına rağmen handikapları arasında boğulmuyor değil..

08 May 2010 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Yorum yapın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: