Kynodontas (Dogtooth)


Yönetmen : Giorgos Lanthimos
Oyuncular : C. Stergioglou , Michelle Valley, Aggeliki Papoulia, Mary Tsoni, Hristos Passalis

Kynodontas (Dogtooth), Theo Angelopoulos‘un çıkardığı ustalık dolu filmlerden sonra,  kısır Yunan sinemasının son gözde örneklerinden. Kuşkusuz ki geçtiğimiz günlerde biten 29.İstanbul Film Festivali‘nde de en çok konuşulan filmlerden biri olmuştur. Yunan Kültür Bakanlığı‘nın desteğini çekmesine rağmen uluslararası düzeyde bu denli başarı yakalayan film, yakın zamanda bir Das Weisse Band örneği izlemişken ; Yunanistan‘dan çıkmış en kışkırtıcı ve rahatsız edici sözleriyle olumlu yönde eleştirilmesi hayli merak unsuru yarattı.

Yönetmen Giorgos Lanthimos, sanki Tarkovski‘nin “Şimdiki zamanın içinde yakın gelecekte meydana gelecek önüne geçilmez bir felaketin bütün ön koşulları mevcut” sözüne binaen kurguladığı filmde, hastalıklı bir aileyi ele alıyor. Fritzl‘vari bir babanın karşı ve korku ütopyalarıyla süslediği bir yaşamı, çocuklarının üzerinde uyguladığı tamamen statükoya karşı bir eğitimle açıklıyor. Tüm bu eğitimin nedensizlik – anlamsızlık paralelinde işlenmesi de filmi, normal bir rahatsız ediciliğin üstüne çıkarıyor.

Film, izleyiciyi ilginç ve rahatsız oluşuna inandırmak için çok fazla beklemiyor ve bu 94 dakika için hayli iyi oluyor diyebilirim. Bu korkuyla süslenmiş imparatorlukta, üç kardeşin tıpkı bir mürit gibi bir kişi (babaları) tarafından çizilen yaşamlarında tek özgürlüklerinin kendi aralarında oynadıkları deneysel oyunlar olduğunu gördükçe atmosfer iyiden iyiye sınırları zorlayıcı oluveriyor. Çocuklara günlük yaşantımızda kullandığımız birçok nesne ve kavramların anlamlarının, statükoya karşı olup da sistemci sözlerle çocuklarının üzerinde egemenlik kuran ironi dolu bir  anne-baba tarafından tamamen yanlış nakledilmesi bu sahnelerde yönetmenin hayal gücünü ne derece zorladığına işaret.

Haneke ve Lars Von Trier eserlerinin tadını almanın çokca var olduğu sahneler tam da durağanlığın ortasında bir sürpriz gibi karşımızda beliriyor. Seks, kedi kesme, kendine zarar verme, şiddet uygulama, ensest ilişki, yalan söyleme, kan dozu ve en önemlisi de hiçbirşey olmuyormuşcasına, tüm bu olanlar normalmiş gibi davranılması filmi kaplayan kışkırtıcı öğeler. Bu gerçeküstü yaklaşımları, şiddet sahnelerini abartılmadan titizlikle ve tüm inceliğiyle görmek ise filmin bir diğer artı yönlerinden.

Yer yer eğlenceli sahnelerin yer aldığı film için, rahatsız ediciliğin tahammül derecelerini zorladığı, gerek görsellikte gerekse oyunculukta sınırların olmadığı, sarsıcı bir yapım tespitini yapmak zor değil sanırım. Lanthimos, bu filmle aile yapısını konu edinen türde örneklerden hem esinleniyor, hem de kendi yaklaşımıyla bu esinlenmelerin üstüne koyarak ilerliyor da. Pachydermata‘da yer alan habere göre yine bu çizgide seyredeceğe benzeyen yönetmeni takip etmek farz oldu…

27 Nis 2010 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 10 Yorum.

  1. Sen bence çok iyimser yazmışsın fatih ben daha vurucu yorumlar okumuştum ve filmi indirdiğim halde izlemekten vazgeçmiştim.senin yazını okuyunca bana daha izlenilebilir geldi.Yine de ruh sağlığım için bir müddet çıkarmayayım diyorum günyüzüne.

  2. Bence bi’ Antichrist değildi. Hem zaten “Seks, kedi kesme, kendine zarar verme, şiddet uygulama, ensest ilişki, yalan söyleme, kan dozu ve en önemlisi de hiçbirşey olmuyormuşcasına, tüm bu olanlar normalmiş gibi davranılması filmi kaplayan kışkırtıcı öğeler. “ demişim. Haneke – Lars Von Trier demişim. Daha ne diyeyim :p

    Ayrıca bence sen izlemezsin. (:

  3. bence de izlemem.hem o kadarda sanatla iç içe olmaya lüzum yok:E

  4. Acep Antishrist’den sonra bunu da Türkiye’de vizyonda görür müyüz :p Görürsek nasıl görürüz. Çok merak içindeyim :D

  5. İzlesek mi acaba ?

  6. izleme.nesini beğendin ki bu filmin fatih ben anlamadım,hayatımda bundan daha amaçsız bir film görmedim ben.gayrıahlaki yönlerinden bahsetmiyorum bile.hadi ona takılmayalım sanatsal açıdan değerlendirelim diyeceğim ahlaksızlık ne zaman sanat oldu o da meçhul.izlemeye değecek milyon tane film var hiç vakit kaybetme bence esin.
    Bu yorumu filmdeki belli başlı sahneler için söylemiyorum,sırf onlar var diye beğenmedim değil.çoğunu izlemedim zaten o ayrı da.hiç mi hiç “film” değildi.boş siyah bir ekrana iki saat “belki sonunda ışık yanar diye” bakarım daha iyi.Vurucuymuş,dehşete düşürücüymüş..hakkaten sinema için dehşete düşürücü bir örnekti:E
    hadi hepsini geçtim amaç neydi onu söyleseydiniz yönetmenim.
    hadi öptüm:D

  7. Duygusal davranıyorsun başka birşey değil. :P Sen değil miydin Antichrist’i ilk sahnesinde kapatan :D

  8. yok duygulsallık değil. yani belki iki senedir adam akıllı yönetmen/film takip ediyorum diyebilirim,ama filmleri nasıl değerlendireceğimi de bilebiliyorum pek ala.en azından bana ne hissettirdiklerinden emin olabiliyorum..Farklı sebeplerden ötürü filmleri izliyorum ve yahut izlemiyorum o ayrı.Antichrist’in daha ilk sahnesinde bünyeme iyi gelmeyeceğini anlamıştım:P arşive bir film daha katacağız diye kendimizi zorlamanın manası yok:D
    ama bu filmi sevmedim,sevilecek hiç bir şey görmedim.misal sen çok sevmişsin.sinemanın güzelliğide burada zaten.

  9. Anlamak ya da takip etmek degil mesele be. Açıkladım zaten sana. Sinir yapma bana :P
    Neyse ki beyin fırtınası iyi oldu :p Gidiyim de Paranormal Activity izleyeyim. (yersen)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: