Celda 211


Yönetmen : Daniel Monzon
Oyuncular : Luis Tosar , Alberto Ammann, Marta Etura

Francisco Pérez Gandul‘un aynı isimli polisiye romanından uyarlanan film, İspanya‘nın Oscar’ları diye kabul edilen Goya ödüllerinde 16 kategorinin 8’inde ödül alarak uluslararası anlamda ün kazanmıştı. Daniel Monzon‘un yönettiği film, ülkemizde henüz gösterime girmemesine rağmen 29. İstanbul Film Festivali‘nde İnsan Hakları Yarışması bölümünde yarışarak Türk izleyiciyle de buluşmuş oldu.

Zamora hapishanesinde gardiyan olarak işe başlamayacak olan Juan Oliver adındaki adamın iş başından bir gün önce iyi bir izlenim verme edasıyla bu hapishaneye gitmesiyle tüm olaylar kısmen başlıyor denilebilir. Hapishaneyi gezmeye başlayan Juan‘ın başına düşen bir beton parçasından dolayı revir yerine 211 nolu hücreye dinlendirilmesi için bırakılması ve o sırada hapishanede patlak veren bir isyan ise tüm bu olayları birinci dereceden tetikleyen durum. İki gardiyanın Juan‘ı hücrede bırakarak kaçmasıyla Juan‘ın hayatı kısa sürede değişmeye yüz tutuyor ve hayatta kalmak için mahkum rolüne bürünüyor.

Mahkum rolünü hakkıyla oynamak için kendisine senaryo uyduran Juan, hapishanenin bir bakıma fedaisi olan Malamadre‘nin dikkatini kısa sürede çekmesiyle paralel şekilde biz izleyiciler de senaryonun temposuna müdahil oluyoruz. Malamadre dahil tüm hapishane sakinlerinin tek derdi uzun süredir parmaklıklar ardında uğradıkları haksızlıkların düzeltilmesi ve lehlerine iyileştirilmesidir. Bu uğurda ETA üyelerini rehin almayla başlayıp gardiyan ölümlerine dek tüm riskleri alan mahkumlar, Juan‘ın çift taraflı oyunundan habersizken yine Juan’ın hep içinde olan ama karısı vasıtasıyla pörtleyen duygusallığıyla olayları son raddeye dek getirirler.

Tüm bu hararetli olaylar hengamesinde adalet, ahlak ve siyasi kavramlara yapılan göndermeler, konuya vakıf olmak için bir kestirme olarak göze çarpıyor. Daha ilk karede tüyleri diken diken eden gerilim dakikalar geçtikçe dozunu arttırmakta, senaryonun güzel bir cilvesi olan tempo da hayli yükselmekte. Üstelik bütün bunlar bize tüm çıplaklığıyla aktarılırken sahnelerin gereğinden fazla abartılmayışı,klişelerden tamamen uzak durulması da diğer bir artı yön. Devletle, adaletle, sistemle hiçbir ilişiği olmayan bir insanınaniden kendini oynamak zorunda olduğu bir oyunun içinde bulmasıyla başlayan olaylar silsilesinde nasıl bir canavara dönüşebileceği tüm gerçekçiliğiyle yansıtlıyor. Oyunculuk namına sadece belli anlarda kendini gösteren Juan karakteri, genel manada patlamayı Malamadre karakterine de bırakmak zorunda kalıyor. Kuşkusuz Luis Tosar, filmin çıkış noktasında hayli iyi performans seriledi.

İspanya‘nın son dönemde beğenimize sunduğu en iyi filmler listesinde üst sıralarda yer almayı, taraflı tarafsız tüm kesimlerce dile getirilen olumlu eleştirilerle hakeden Celda 211, Das Experiment ve The Shawsank Redemption‘dan sonra farklı bir hapishane deneyimi yaşatıyor. Türünün örneklerinden tamamen farklı bir şekilde, mutlu son aramak yerine belgeselvari yaklaşımı yakalamış olması da hayli dikkat çekici yönlerden biri. Gerilimi ve gerçekçiliği bir de hapishane ortamında izlemek isteyenler için kesinlikle izlenmesi gerek..

24 Nis 2010 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 1 Yorum.

  1. Geri bildirim: R « izlandik.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: