Amintiri Din Epoca Aur (Tales From The Golden Age)



Yönetmen : Hanno Höfer, R. Marculescu, Cristian Mungiu, Constantin Popescu, Ioana Uricaru
Oyuncular : Diana Cavallioti, Radu Iacoban, Vlad Ivanov, Tania Popa, Liliana Mocanu

Amintiri Din Epoca Aur (Tales From The Golden Age), Yeni Romen Sineması’nın beş önemli yönetmeninin seçkisinden bize sunulan tarihsel bir komedi. 4 luni, 3 saptamâni si 2 zile’nin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini yapan Cristian Mingiu, bu filmin de senaristliğini yapıp üstüne katarak devam ettiğini açıkca gösterdi.

Yine Romanya.. 5 kısa film.. 5 hikaye.. Hikayeler, Çavuşesku‘nun komünist rejimi döneminin son 15 yılında, yani daha anlayabileceğimiz cinsten söylersek Romanya‘nın en berbat döneminde halkın başıntan geçen birebir yaşanmış, tuhaf, absürd, dramatik ve çokca komik olayların anlatımından oluşuyor. Hikayelerin bazı tek plan sahnelerinde Monthy Python filmlerine taş çıkarırcasına komedi unsurları varken,bazı sahnelerde ise insanın iç dünyasına yolculuk yaparcasına sade yapı ile karşılaşıyoruz. Tüm hikayeler başlı başına ustalık eseri ve içten. Samimiyet kol geziyor.

Üçtür Romanya sularından gittiğimden ve Romen sinemasını anlamaya meyil ettiğimden olsa gerek filmleri daha iyi sentezlemek acisindan arastirma yapmis bulundum. Ben doğmadan kısa bir süre önce yıkılan bir Çavuşesku rejimi var. Yıkımı da televizyonlarda canlı yayında Çavuşesku ve karısının idam edilmesiyle gerçekleşen bir rejim hem de. Her yönüyle acı bir dönem. En çok da halkı acıtan bir dönem.. Açlık, sefalet başta olmak üzere bir kürtaj olayı ve sonrası. Ve halk sefalet içinde yüzerken ülkeyi sanayileştireceğim ayağına müthiş bir dış borca girip açgözlülüğü parantez içine almadan yaşanan bir zenginlik.. Ve bu son 15 yıl, halk için berbat nitelikte geçiyor olmasına rağmen rejim yanlıları tarafından propaganda amaçlı olarak “Altın Çağ” olarak lanse edilmesi. Romanya halkının neden bu kadar ironi içinde davrandığı açık !

Filmin atmosferi tamamen bu dönemden etkileniyorken, kısa filmler geçtikçe döneme eleştirel yönler hala sürmesine rağmen bu biraz arka planda kalıyor sanki olaylar bundan bağımsız gelişiyormuş gibi oluşuyor atmosfer. Her kısa filmin sonunda “efsane bu ya..” diye başlayan özeti okudukça daha iyi anlıyoruz,daha iyi çözümlüyoruz belki de. Film boyunca ne yaratılan atmosferde bir değişiklik oluyor ne de tempo düşüyor. Hikayeler geçtikçe bişeyler bizi gülüp eğlendiriyor, ama çeşitli metaforlarla da düşünmeye itiliyoruz. Yani,her kısa seçkide baştan sona güldürme,absürdlük vaad edilmiyor, aksina aynı karelerde birçok şey hissettiriliyor.

Sözün özü, beş ayrı yönetmen de filmin altından alınlarının akıyla çıkmışlardır fikrimce. Tabii bunda hali hazırda yaşanmış birebir gerçek olayların absürdlükle bezenmiş etkileri, kurgunun ve hikayelerin o dönemin ortamına çok güzel uydurulabilmiş olması ve Avrupa Sineması‘nın alıştığımız o mihenk taşı niteliğindeki doğal oyuncu performanslarının etkisi çok büyük. Öyle başından sonuna kadar izleme mecburiyeti de tutmuyor.. Açın bir kısa filmi eğlenin,düşünün. Ama önce izleyin. Saygılar..

13 Nis 2010 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 2 Yorum.

  1. sadece afişe bakınca bile izleyesim geldi, bakalım ne zaman sıra gelecek :)

  2. Tavsiye ederim, çok eğlenceli (:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: