Başka Dilde Aşk



Yönetmen : İlksen Başarır
Oyuncular : Mert Fırat, Saadet Işıl Aksoy, Lale Mansur

2009 yılının yeni dönem Türk sineması için harika bir yıl olduğuna şimdi şu an kendi fikrimce karar vermiş durumdayım. Sonbahar ile başlayıp Vavien ile biten senede çok ama çok güzel filmler izledik. Son 10-15 yıla baktığımızda belki 2 belki de 3 senede bir elle tutulur film çıkabiliyorken 1 sene içinde bu kadar takdire şayan filmin çıkması çok sevindirici. Ki şu filmlerden sonra da hala “amann ya sinemada Türk filmine gidilir mi?” diyen akıl sağlıklarından şüphe edilesi kişilerin kendilerini “sağır” gibi hissetme çabalarını hissediyorum.. :)

Mert Fırat ile İlksen Başarır‘ın senaryosunu yazıp yine İlksen Başarır‘ın yönettiği film ”Hiç konuşmadan anlaşabilir miyiz?” sorusunun cevabını arayan, tamamen duyarlı insanların elinden çıkmış sosyal sorumluluk projesi bir bakıma. Filmin dikkati çekmek istediği noktaya istinaden altyazılı olarak gösterilmesi de bir bakıma sosyal sorumluluk projesine hayli katkı sağlıyor diyebilirim. Adının “Başka Dilde Aşk” olmasından mütevellit film, akıllara ve zihinlere sıradan bir aşk hikayesini anlatıyor izlenimi bıraksa da “iletişimsizlik diye birşey yoktur” argümanına dayanıyor.

Film, işitme engelli Onur ile popüler kültür ve yaşam tarzının hengamesine uyan Zeynep’in aşkını konu alıyor. Onur (Mert Fırat), 7 yaşında babası tarafından terkedilen, annesinin dükkanında çalışmayı reddedip kendi ayakları üstünde durma çabasında olan ve bu yüzden asıl mesleği grafik tasarımcı olmasına rağmen kütüphanede çalışan bir gençtir. Aynı zamanda kürak sporuyla uğraşmaktadır. Zeynep ise bir satış firmasının çağrı merkezinde çalışan ve babasından gördüğü baskı yüzünden ayrı evde yaşayan bir kızdır. Olaylar gelişir ve dallanıp budaklanır..

Onur, çevresindekiler yüzünden utanmaktan “korkuyor”, Zeynep bilmem kaçıncı kez değiştirdiği işinden kovulmaktan “korkuyor”, anne çocuğunun üzülmesinden “korkuyor”, geçmişinde yaşadığı acı bir olay sonucu Kamuran evden çıkmaya “korkuyor”.. Herkesin birşeylerden korktuğu ortamda ne olursa olsun birbirini kabullenebilen iki kişinin üzerinden çok ama çok şey anlatılıyor. Sahneler ilerledikçe Onur‘un utancı bizim utancımız oluyor. Onur ve Zeynep ikiyüzlülüğün ve vicdan muhasebesinin sembolü aynaya bakarken sergiledikleri her mimik “anlaşabiliyoruz” derken, ikisinin arasındaki analizi yaptırıyorken, biz sınıfta kalıyoruz..

Filmin her anında işitme engelli vatandaşlarımızın ne hissettiklerini çok iyi şekilde anlıyoruz. Çalar saatin yatağı sallaması, kettle’in ışığı, zilin durumu.. Ki bu hiç acındırılmadan yansıtılıyor. O insanlar hiç ama hiç komik duruma düşürülmeden. Ne hissettiklerini anlamamızın yanında toplumumuzun “engel” koyan yaklaşımını ve gerçek sağırın aslında kim olduğunu da görüyoruz. Bir buçuk saatte empatiden yoksun bir toplumu iki yerde yapılan “sessiz bırakma” sahneleriyle resmen afişe ediyor. “Biz senin neyini eksik ettik de eksik birisiyle berabersin” ve “Anormal biriyle neden beraber olmak istiyorsun?” diyebilecek kadar ön yargılı ve sevgisiz kesimin portresini görüyoruz..

sana büyük bir sır söyleyeceğim kapat kapıları
ölmek daha kolaydır sevmekten
bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
sevgilim…

Louis Aragon

Her ne kadar birkaç noktanın muallakta kaldığı bir film olsa da anlatmak istediğinden ötürü “eksiklik” aranmanın elzem olmadığı bir film Başka Dilde Aşk. Mert Fırat‘ın işitme engelli olmadığını bilmesek kesinlikle öyle olduğuna inandıracak kadar müthiş performansı, Saadet Işıl Aksoy’un itici sesini örten duruluğu ve bu ikisinin yanında yan karakterlerin de çok güzel harmanlanmış olması çok ama güzel bir film yapıyor Başka Dilde Aşk‘ı. Abartıdan ve karmaşadan uzak, sade ve dokunaklı öyküsüne, kusursuza yakın kurgusunu da ekleyen Başka Dilde Aşk, kaçınılmaz olarak senenin en iyi filmlerinden biri. İzleyin,izlettirin ve ikisinin son sahnelerde aynı odada ağlama sahnesinin müthişliğine tanık olun. Aragon okumaktan ve “Ayıp Olmaz Mı?” şarkısını dinlemekten de kendinizi alıkoymayın..

12 Mar 2010 tarihinde Film Kritikleri içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. 2 Yorum.

  1. dün gece kendime özel seans yaptım… :)bi arkadaşımın tavsiyesi üzerine,kesinlikle hayran kaldım…

  2. Mert Fırat gerçekten kendine hayran bıraktı.Bu tür oyuncular kendilerini dizilerde heba ediyorlar demek geldi içimden.Çünkü tv’lerde gördüğümüz ve çoğu zaman jönlerin “arkasında”kalan oyuncuları sinemada enfes performanslarla izliyoruz.pek tabii çoğunun tiyatro kökenli olmasınında bir etkisi vardır bunda.
    Ben filmi çok beğendim,hiç sıkılmadan hiç takılmadan izledim.İzlerken değilde izledikten sonra bir kaç nokta gözünüze batıyorda onu da filmin hatrına es geçiyorsun:P
    Türk sinemasına sinema salonlarında her zaman şans tanımış biri olarak beni oldukça memnun etmiş bir filmdir kısaca:)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: